Roma tarihinin en tartışmalı isimlerinden biri Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus, bilinen adıyla Caligula’dır. Caligula, kimine göre bir tiran, kimine göre aklı yitirmiş bir hükümdar, kimine göre propaganda kurbanı bir genç imparatordur. Tahta çıktığında henüz 24 yaşındaydı ve ilk aylarında halk tarafından Roma’nın yeni umudu olarak görülüyordu. Fakat birkaç yıl içinde takıntıları, sıra dışı kararları, korkuları ve kanlı sonuyla tarihin en ilgi çekici figürlerinden biri olmayı başardı.
İmparator Caligula, M.S. 12 yılında doğdu ve Roma’nın sevilen generallerinden Germanicus’un oğluydu. Çocukluğunu babasının lejyonları arasında geçirirken askerler ona küçük askeri pabuçlar giydirdiği için Caligula (küçük çarık) lakabını takmıştır. Bu masum lakap, ilerleyen yıllarda tarihin en karanlık hikayelerinden birine dönüşecekti.
İmparator Tiberius tarafından Capri Adası’nda büyütülmesi, hem travmalar hem de aşırı güç hırsı ile dolu bir ortam yaratmıştır. Tiberius’un paranoyası ve saray entrikaları, genç Gaius’un karakterine kalıcı bir iz bıraktı.
Tiberius’un ölümünden sonra ise M.S. 37’de İmparator Caligula olarak tahta çıktığında, halk tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Başlangıçta liberal ve cömert bir hükümdar imajı çizdi, ancak bu dönem kısa sürdü.
Gaius Julius Caesar Germanicus, M.S. 37 yılında tahta çıktığında, Roma halkı onu bir kurtarıcı gibi karşılamıştı. Uzun, sıkıcı ve paranoyak Tiberius döneminin ardından, genç, karizmatik ve popüler general Germanicus’un oğlu olan Caligula, Altın Çağın başlangıcı olarak görülüyordu. Ancak bu coşku ve umut dolu başlangıç, kısa sürede iktidarın baş döndürücü bir sarhoşluğa dönüştü.
Taht Dönemi ve Aniden Gelen Değişim
Tahta çıktığı ilk yedi ayı, Caligula’nın en parlak dönemiydi.
Ancak, M.S. 37 yılının sonlarına doğru Caligula ciddi bir hastalığa yakalandı. Her ne kadar bu hastalığın ne olduğu bilinmese de, bu olaydan sonra imparatorun karakterinde köklü bir değişim yaşandığı iddia ediliyor. İyileşmesinin ardından, o eski sevilen genç lider gitmiş, yerine paranoyak, öfkeli ve mutlakiyetçi bir tiran gelmişti.
Saraydaki Delilik Senaryosu
Caligula, bu yeni dönemde gücü, kendi bencil arzularının ve karanlık mizahının bir oyun alanı olarak görmeye başlamıştır. Artık onun için yönetim, bir görevden çok, Tanrılarla alay ettiği dev bir sahne gösterisiydi.
Caligula’nın kısa hükümdarlığı, gücün sınırsızlığının bir insan zihnini ne kadar hızla yozlaştırabileceğinin çarpıcı bir örneği olarak tarihe geçti.
Caligula Kız Kardeşi ile Kurduğu Bağ
Caligula’nın üç kız kardeşi vardı: Agrippina, Livilla ve Drusilla. Antik kaynaklar Drusilla’nın Caligula’nın en sevdiği kişi olduğunu söyler. Hatta bazı tarihçiler, kardeşinin ölümünden sonra Caligula’nın onu tanrıça ilan ettiğini ve matem ilanından çıkamadığını yazar.
Drusilla’nın konumu, halk tarafından ‘Roma’nın first lady’si olarak algılanmış ve Caligula’nın özel hayatındaki en büyük etkiyi yaratmıştır. Bu ilişkinin boyutları tarihçilerin hala tartıştığı bir konudur.
Ünlü Efsane: Konsül Yapmak İstediği Atı Incitatus
Caligula’nın atı Incitatus için mermer ahırlar, mor örtüler, değerli taşlardan yapılmış tasmalar hazırlattığı bilinir. Onu konsül yapmak istediği söylenir. Büyük olasılıkla bu, Senato’ya yönelik bir alay ya da güç gösterisiydi. Fakat Roma aristokrasisini küçük düşürme çabasının bir sembolü haline geldi.
Denizi Savaşa Zorlayan İmparator
Britannia seferi sırasında askerlerine, aslında hiç savaşmamalarına rağmen, denizi fethettiklerine dair kanıt olarak”midye ve deniz kabuğu toplamalarını emrettiği rivayet edilir. Tarihçilerin çoğu bu hikayenin abartılmış olabileceğini, ancak Caligula’nın teatral davranışlar sergilediğini kabul eder.
Roma Ekonomisini Sarsan Lüks Takıntısı
Caligula’nın aşırı harcamaları Roma hazinesini hızla tüketti. Sarayda düzenlenen egzotik ziyafetler, altınla kaplatılan heykeller ve sınırsız oyun eğlence politikası kısa sürede mali krizi tetiklemiştir.
Caligula’nın akıl dışı davranışları, savurgan harcamaları ve acımasızlığı kısa sürede hem halkın hem de üst düzey askeri ve senatoryal sınıfların sabrını taşırmıştır. Saltanatının sonu, bir dizi komplo ile geldi.
M.S. 41 yılında, gerçekleştirilen suikast girişiminin ardından, Praetorian Muhafızları’ndan biri olan Cassius Chaerea liderliğindeki bir komplo Caligula’yı öldürdü.
Caligula, Palatine Tepesi’ndeki tiyatro oyunlarından dönerken, dar bir geçitte korumalarından ayrı kalmıştır ve Chaerea ile diğer komplocular tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Karısı Milonia Caesonia ve küçük kızı Julia Drusilla da hemen ardından öldürülmüştür.
Suikastçılar, Caligula’nın isminin ve heykellerinin kamu kayıtlarından silinmesini içeren bir damnatio memoriae (hafızanın lanetlenmesi) uygulamayı denediler, ancak bu tam olarak başarılı olamadı.
İmparator Caligula, tarihin sayfalarına deli, sadist ve şehvet düşkünü bir tiran olarak kazınmıştır. Dört yıllık kısa saltanatı, atını konsül yapmak istemesi, kendi kız kardeşiyle ilişkisi ve insanları zevk için idam ettirmesi gibi çılgınlık eylemleriyle doludur. Ancak, modern tarihçiler bu karanlık mirasa şüpheyle yaklaşıyor.
Antik Kaynakların Güvenilirliği Sorunu
Caligula hakkında bildiğimiz her şey, büyük ölçüde iki antik tarihçiye dayanır: Suetonius ve Dio Cassius.
Reformist İmparator
Propaganda katmanları incelendiğinde Caligula’nın akılcı ve ilerici adımlar attığını gösteren kanıtlar vardır.
Gücün Bozduğu Bir Zihin
Sonuç olarak, Caligula’nın tarihi mirası, gri bir alanda kalır. Muhtemelen, ne salt bir deliydi ne de tamamen masum bir kurbandı.
Caligula’nın mirası, iktidarın yozlaştırıcı gücünün ve tarih yazımının kazananlar tarafından nasıl şekillendirildiğinin çarpıcı bir örneğidir. O, hem yozlaşmış bir hükümdar hem de tarihi karalama kampanyasının kurbanıdır.